verb

having

sahip olma, yaşama, yeme

Having a car makes life easier.

Arabaya sahip olmak hayatı kolaylaştırır.

She is having a good time.

İyi vakit geçiriyor.

Having finished his work, he went home.

İşini bitirdikten sonra eve gitti.

having ((sth.)) (özne olarak) (bir şeye) sahip olmak Having friends is important.

be having ((sth.)) (şimdiki zaman) (bir şey) yapıyor olmak I am having lunch now.

Having ((past participle)), ... (bir şeyi yaptıktan sonra) Having read the book, she returned it.

Eş anlamlılar: possessing, owning, experiencing

'to have' fiilinin sıfat-fiil (present participle) ve isim-fiil (gerund) hali.

Bunu, 'to have' eyleminin devam eden hali veya isim olarak kullanıldığını düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.