noun

headline

manşet, başlık

The story made the front-page headlines.

Haber, ön sayfa manşetlerine çıktı.

The main headline was about the election.

Ana manşet seçimle ilgiliydi.

((bir şey hakkında bir manşet)) bir gazetede bir haberin başlığı The main headline was about the election.

Synonyms: manşet, başlık

'head' (baş) + 'line' (satır). Bir haberin 'başındaki' metin satırını ifade eder.

Gazetenin 'başındaki' en önemli metin 'satırını' hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.