verb

hear

duymak, haber almak

I can hear a noise outside.

Dışarıdan bir ses duyabiliyorum.

Did you hear the news?

Haberleri duydun mu?

I hear you're moving to London.

Londra'ya taşındığını duydum.

((sth.)) (bir şeyi) duymak I can hear music.

((sb.)) ((to-inf)) (birinin) (bir şey yaptığını) duymak I heard him leave the house.

((that...)) ...diye duymak I hear that you are leaving.

Synonyms: listen, perceive; Antonyms: ignore, be deaf to

Eski İngilizce'de 'duymak' anlamına gelen 'hieran' kelimesinden gelir.

Kulak (EAR) ile duyarsın (hEAR). Yazılışları çok benzer.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.