adjective

heavy

ağır, yoğun, şiddetli, ciddi

This box is very heavy.

Bu kutu çok ağır.

The traffic was heavy this morning.

Bu sabah trafik yoğundu.

It was a heavy responsibility.

Bu ağır bir sorumluluktu.

He is a heavy drinker.

O, çok içki içen biridir.

heavy ((noun)) bir ismi niteleyen This is a heavy bag.

heavy on ((sth.)) bir şeyden çok kullanan The sauce is heavy on the garlic.

Eş anlamlılar: weighty, dense, substantial; Zıt anlamlılar: light, easy

Eski İngilizce'de 'ağırlığı olan' anlamına gelen 'hefig' kelimesinden gelir ve 'kaldırmak' (to heave) fiiliyle ilişkilidir.

'Ağır' (heavy) bir şeyi 'zorla kaldırmaya' (heave) çalıştığınızı hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.