adjective

high-profile

yüksek profilli, tanınmış, göz önünde

It was a high-profile court case.

Bu, yüksek profilli bir mahkeme davasıydı.

She is a high-profile lawyer.

O, yüksek profilli bir avukat.

a high-profile + ((isim)) yüksek profilli bir ((isim)) Bu, yüksek profilli bir mahkeme davasıydı.

Eş anlamlılar: prominent (önde gelen), famous (ünlü), well-known (tanınmış); Zıt anlamlılar: unknown (bilinmeyen), obscure (belirsiz)

'high' (yüksek, önemli) ve 'profile' (profil, kamuoyu imajı) kelimelerinin birleşimi.

Herkes tarafından görülen, bir haber sitesinde 'profili' 'yüksek' olan bir kişiyi düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.