noun

hole

delik, çukur, boşluk, kusur

I have a hole in my jumper.

Kazağımda bir delik var.

Rabbits live in holes in the ground.

Tavşanlar yerdeki deliklerde yaşar.

There are some holes in his argument.

Onun argümanında bazı boşluklar var.

((bir şeyde)) bir delik bir şeydeki bir açıklık There's a hole in my sock.

bir delik açmak/kazmak bir delik oluşturmak They dug a hole for the tree.

Eş anlamlılar: opening (açıklık), gap (boşluk), cavity (oyuk); Zıt anlamlılar: solid (katı), whole (bütün)

Eski İngilizce'de 'boşluk' anlamına gelen 'hol' kelimesinden gelir ve 'hollow' (içi boş) ile ilgilidir.

Bir 'delik' (hole), 'bütün' (whole) bir şeyden bir parça çıkardığınızda geriye kalandır. Farklı yazılışa ama benzer sese dikkat edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.