noun

holes

delikler, açıklıklar, kusurlar

There are holes in my old socks.

Eski çoraplarımda delikler var.

There are some holes in his argument.

Onun argümanında bazı boşluklar var.

((sth.))'da bir delik bir şeydeki bir açıklık Kovada bir delik var.

Eş anlamlılar: opening, gap, aperture; Zıt anlamlılar: plug, patch

Eski İngilizce'de 'oyuk yer, mağara' anlamına gelen 'hol' kelimesinden gelmektedir.

'Bütün' (whole) bir şeyin bir parçasının eksik olup bir 'delik' (hole) oluşturduğunu düşünün. Benzer sesler kelimeleri bağlamaya yardımcı olur.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.