adjective

hollow

oyuk, içi boş, anlamsız, çökük

The tree trunk was hollow inside.

Ağacın gövdesi içeriden oyuktu.

She had hollow cheeks after her illness.

Hastalığından sonra yanakları çökmüştü.

It was a hollow victory.

Bu anlamsız bir zaferdi.

His words sounded hollow.

Sözleri anlamsız geliyordu.

((isim)) oyuk ((isim)) Oyuk kütük böcekler için bir yuvaydı.

Eş anlamlılar: empty, vacant, void; Zıt anlamlılar: solid, full, filled

Eski İngilizce'de 'delik, oyuk yer' anlamına gelen 'holh' kelimesinden gelir.

Bir şeyin içinde bir 'delik' (hole) hayal edin. Eğer bir deliği varsa, o 'oyuktur' (hollow).

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.