verb

impress

etkilemek, iz bırakmak

He tried to impress her with his new car.

Yeni arabasıyla onu etkilemeye çalıştı.

The candidate's speech impressed the voters.

Adayın konuşması seçmenleri etkiledi.

((sb.)) ((with sth.)) (birini) (bir şeyle) etkilemek Yeni arabasıyla onu etkilemeye çalıştı.

Eş anlamlılar: affect, move, strike (etkilemek, dokunmak)

Latince `imprimere` "içine bastırmak" kelimesinden gelir. `im-` (içine) + `premere` (bastırmak).

Birinin zihnine bir resim veya fikir "bastırdığınızı" düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.