verb

imprison

hapsetmek, zindana atmak

He was imprisoned for his political beliefs.

Siyasi inançları nedeniyle hapsedildi.

She felt imprisoned by her boring daily routine.

Sıkıcı günlük rutini tarafından hapsedilmiş hissetti.

((sb.)) 〈for sth.〉 (birini) (bir şey için) hapsetmek He was imprisoned for his political beliefs.

Eş anlamlılar: jail, confine, incarcerate; Zıt anlamlılar: free, release, liberate

'im-' (içine) öneki ve 'prison' (hapishane) kelimesinden. Kelimenin tam anlamı 'hapishaneye koymak'tır.

'in prison' (hapishanede) ifadesini düşünün. 'imprison' fiili, birini 'hapishaneye' koyma eylemidir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.