adjective

improper

uygunsuz, yakışıksız, yersiz

It is improper to talk with your mouth full.

Ağzın doluyken konuşmak uygunsuzdur.

He was fired for improper conduct.

Uygunsuz davranışları nedeniyle işten atıldı.

improper + ((for sb.)) + ((to-inf)) ((biri için)) ((yapmak)) uygunsuz It is improper for children to watch that film.

improper + ((isim)) uygunsuz ((isim)) Uygunsuz davranışları nedeniyle işten atıldı.

Synonyms: uygunsuz, yersiz; Antonyms: uygun, doğru

'im-' (olumsuzluk eki) + 'proper' (uygun). Kelimenin tam anlamıyla 'uygun olmayan'.

'im-' öneki genellikle 'impossible' (imkansız) kelimesinde olduğu gibi olumsuzluk bildirir. Yani 'improper', 'not proper' (uygun değil) demektir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.