verb

improvise

doğaçlama yapmak, anında uydurmak

The pianist had to improvise a solo.

Piyanist bir solo doğaçlama yapmak zorunda kaldı.

We had no script, so we had to improvise.

Senaryomuz yoktu, bu yüzden doğaçlama yapmak zorunda kaldık.

I forgot my tools, so I improvised with a coin.

Aletlerimi unuttum, bu yüzden bozuk parayla idare ettim.

((bir şeyi)) doğaçlamak Caz müzisyeni güzel bir melodi doğaçladı.

((bir şey üzerine)) doğaçlama yapmak Konuşmacı yaratıcılık konusu üzerine doğaçlama yaptı.

Eş anlamlılar: ad-lib, extemporise, make do; Zıt anlamlılar: plan, prepare, rehearse

Latince 'improvisus' (öngörülemeyen) kelimesinden, 'in-' (olumsuzluk) + 'provisus' (öngörülen). 'Öngörülmemiş' anlamına gelir.

'im-' (olumsuzluk) + 'pro' (ön) + 'vise' (görmek). Önceden görmeden, yani hazırlıksız bir şekilde bir şey yapmak.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.