noun

impurity

kirlilik, saf olmama, yabancı madde

The water contained a high level of impurity.

Su yüksek düzeyde kirlilik içeriyordu.

They removed the impurities from the metal.

Metaldeki yabancı maddeleri temizlediler.

((bir şey)) içindeki kirlilik The impurity in the water was high.

((bir şeyden)) yabancı maddeleri temizlemek They removed the impurities from the metal.

Synonyms: kirletici, bulaşan madde; Antonyms: saflık, temizlik

'im-' (olumsuzluk) ön eki + 'pure' (saf) + '-ity' (durum/nitelik) isim eki. Kelimenin tam anlamıyla 'saf olmama durumu'.

'Impure tea' (saf olmayan çay) düşünün - içine istenmeyen şeyler karışmış çay. Bu, bir maddeyi kirleten bir şey olduğunu hatırlamanıza yardımcı olur.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.