adjective

incapable

aciz, yeteneksiz, muktedir olmayan

He is incapable of telling a lie.

Yalan söylemekten acizdir.

The old car was incapable of the journey.

Eski araba bu yolculuğa çıkamazdı.

((-den aciz olmak)) bir şeyi yapamamak He is incapable of telling a lie.

Eşanlamlılar: unable, incompetent, inept; Zıtanlamlılar: capable, able, competent

'in-' (olumsuzluk) ön eki + 'capable' (yetenekli).

'in-' ön eki 'değil' anlamına gelir, yani kelimenin tam anlamıyla 'yetenekli değil' demektir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.