adjective

inconclusive

sonuçsuz, kesin olmayan

The evidence was inconclusive.

Kanıtlar yetersizdi.

The meeting ended on an inconclusive note.

Toplantı sonuçsuz bir notla sona erdi.

((bir şey)) sonuçsuz olmak. The evidence was inconclusive.

Eş anlamlılar: indecisive, unsettled; Zıt anlamlılar: conclusive, decisive, definitive

'in-' (değil) + 'conclusive' (kesin sonuç veren). 'Bir sonuca götürmeyen' anlamına gelir.

Eğer sonuçlar 'inconclusive' (sonuçsuz) ise, bir 'conclusion' (sonuç) çıkaramazsınız.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.