adjective

inconvenient

zahmetli, elverişsiz, uygunsuz

The location is very inconvenient for me.

Konum benim için çok elverişsiz.

It's an inconvenient time to call.

Aramak için uygunsuz bir zaman.

inconvenient ((for sb.)) (biri için) elverişsiz The location is very inconvenient for me.

inconvenient ((to do sth.)) (bir şey yapmak için) uygunsuz It would be inconvenient to meet tomorrow.

Eş anlamlılar: zahmetli, elverişsiz; Zıt anlamlılar: uygun, elverişli

'in-' (olumsuzluk) ön eki + 'convenient' (uygun, elverişli). 'Uygun olmayan' anlamına gelir.

Basitçe 'convenient' (uygun) kelimesinin zıttıdır. Bir zaman veya yer uygun değilse, size sorun çıkarır.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.