adjective

independent

bağımsız, özgür, müstakil

She is a very independent woman.

O çok bağımsız bir kadın.

The two events are completely independent.

İki olay tamamen birbirinden bağımsız.

He is an independent politician.

O bağımsız bir politikacı.

((bağımsız)) ((birinden/bir şeyden)) başkaları tarafından kontrol edilmeyen veya etkilenmeyen Artık ailesinden bağımsız.

((bağımsız)) kendine güvenen ve işleri kendi başına yapabilen O çok bağımsız bir kadın.

((bağımsız)) ((bir şeyden)) bir şeyle bağlantılı veya bir şeyden etkilenmeyen İki olay tamamen birbirinden bağımsızdır.

Eş anlamlılar: kendi kendine yeten, özerk, özgür; Zıt anlamlılar: bağımlı

'in-' (olumsuzluk) + 'dependent' (bağımlı). Başkalarına bağımlı olmayan.

'in-dependent' -> 'bağımlı olmayan' diye düşünün. Başkalarına güvenmek zorunda olmayan biri.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.