verb

infiltrate

sızmak, içine girmek, nüfuz etmek

The spy tried to infiltrate the enemy base.

Casus, düşman üssüne sızmaya çalıştı.

Water can infiltrate porous rock.

Su, gözenekli kayalara sızabilir.

((bir yere)) sızmak (bir yer veya kuruluşa) İsyancılar orduya sızmaya çalıştı.

((içine)) (bir şeyin) içine sızmak Su toprağın içine sızdı.

Eş anlamlılar: penetrate, permeate, sneak into; Zıt anlamlılar: exit, withdraw

Latince 'in-' (içine) + 'filtrare' (filtrelemek) kelimelerinden gelir. Kelimenin tam anlamıyla, bir şeyin içine süzülmek.

Bir gizli ajanın, suyun kahve filtresinden süzülmesi gibi düşman hatlarına sızdığını hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.