adjective

abundant

bol, bereketli, çok

Rainfall is abundant in this region.

Bu bölgede yağış boldur.

The country has abundant natural resources.

Ülkenin bol miktarda doğal kaynağı var.

((bir şey bakımından bol)) çok miktarda (bir şeye) sahip olmak Nehir balık bakımından boldur.

Eş anlamlılar: bol, çok, mebzul; Zıt anlamlılar: kıt, nadir

Latince 'abundare' (taşmak) kelimesinden. '-ant' eki sıfat olduğunu belirtir.

Miktar olarak 'taşan' bir şeyi tanımlar. İsim hali 'abundance'dir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.