adjective

anticipatory

önceden yapılan, beklenti dolu, öngörülü

There was an anticipatory hush in the crowd.

Kalabalıkta beklenti dolu bir sessizlik vardı.

He made an anticipatory move to block his opponent.

Rakibini engellemek için öngörülü bir hamle yaptı.

an anticipatory ((noun)) beklenti dolu bir (isim) She gave an anticipatory smile.

Eş anlamlılar: expectant, predictive, proactive

'anticipate' + sıfat yapan '-ory' ekinden türemiştir. Kökleri 'ante-' (önce) + 'capere' (almak) kelimelerine dayanır.

Gelecekteki bir olayı *bekleyerek* yapılan bir şeyi tanımlar. Eğer 'beklenti dolu' bir hissiniz varsa, bir şeyi bekliyorsunuz demektir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.