noun

insight

içgörü, anlayış, kavrayış

The book gives a fascinating insight into the culture.

Kitap, kültüre dair büyüleyici bir bakış açısı sunuyor.

She has a lot of insight and experience.

Onun çok fazla içgörüsü ve deneyimi var.

((bir şeye dair bir içgörü)) (bir şeyin) net bir şekilde anlaşılması Rapor, soruna dair değerli bir içgörü sağlıyor.

Eş anlamlılar: understanding, perception, comprehension; Zıt anlamlılar: ignorance, confusion

'in-' (içine) + 'sight' (görüş) kelimelerinden. Bir şeyin 'içini görme' yeteneği.

Olayların gerçek doğasını görmek için 'içsel bir görüşe' veya röntgen görüşüne sahip olduğunuzu düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.