noun

instance

örnek, vaka, durum

This is a classic instance of his poor judgement.

Bu, onun zayıf muhakemesinin klasik bir örneğidir.

For instance, you could take the bus.

Örneğin, otobüse binebilirsiniz.

bir örneği (bir şeyin) bir şeyin bir örneği It was a clear instance of discrimination.

örneğin örneğin There are many things to do, for instance, we could go to the cinema.

Eşanlamlılar: örnek, vaka, olay, illüstrasyon

Latince 'varlık, aciliyet' anlamına gelen 'instantia'dan, 'üzerinde durmak, baskı yapmak' anlamına gelen 'instare'den gelir.

'Örneğin' anlamına gelen yaygın 'for instance' ifadesini hatırlayın. Bu, bahsettiğiniz şeyin bir 'örneğidir'.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.