adjective

insufficient

yetersiz, eksik

There is insufficient evidence to prove it.

Bunu kanıtlamak için yetersiz kanıt var.

His salary is insufficient for their needs.

Maaşı onların ihtiyaçları için yetersiz.

((for sth./sb.)) bir şey/biri için yetersiz olmak His salary is insufficient for their needs.

((to do sth.)) bir şey yapmak için yetersiz olmak There is insufficient evidence to prove it.

Eş anlamlılar: yetersiz, eksik, noksan; Zıt anlamlılar: yeterli, kafi, kâfi

'in-' (değil) öneki + 'sufficient' (yeterli) kelimesinden. Kelimenin tam anlamıyla 'yeterli değil' demektir.

'in-' ekinin genellikle 'değil' anlamına geldiğini unutmayın, yani bu kelime basitçe 'yeterli değil' demektir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.