verb

intend

niyet etmek, amaçlamak, kastetmek

I intend to visit my grandparents this weekend.

Bu hafta sonu büyükanne ve büyükbabamı ziyaret etmeye niyetliyim.

The book is intended for young children.

Kitap küçük çocuklar için tasarlanmıştır.

I didn't intend any harm.

Kötü bir niyetim yoktu.

((to-inf)) bir şey yapmaya niyet etmek I intend to leave early.

((bir şey)) bir şeyi kastetmek I didn't intend any harm.

((bir şey)) ((biri/bir şey için)) bir şeyi biri/bir şey için amaçlamak The book is intended for children.

Eş anlamlılar: plan, mean, aim

Latince 'uzatmak' anlamına gelen 'intendere'den, 'in-' (doğru) + 'tendere' (germek) köklerinden. Fikir, 'zihnini' bir şeye doğru 'germek'tir.

Türkçedeki 'intiba' (izlenim) kelimesiyle aynı kökten gelmese de, bir niyetin bıraktığı izlenimi düşünebilirsiniz.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.