adjective

intense

yoğun, şiddetli, güçlü, derin

The heat was intense.

Sıcaklık yoğundu.

He is a very intense person.

O çok yoğun bir insan.

We were under intense pressure.

Yoğun baskı altındaydık.

intense ((isim)) yoğun bir şey Rekabet yoğundu.

Eş anlamlılar: strong, extreme, powerful; Zıt anlamlılar: mild, weak, gentle

Latince 'germek, zorlamak' anlamına gelen 'intendere' kelimesinden, 'in-' (yönelme) + 'tendere' (germek) köklerinden gelir.

'İçinde' ('in') 'gergin' ('tense') bir durumda olduğunuzu düşünün, bu çok güçlü veya aşırı bir his yaratır.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.