noun

interest

ilgi, faiz, çıkar, hisse

She has a great interest in history.

Tarihe büyük bir ilgisi var.

My main interests are music and sport.

Başlıca ilgi alanlarım müzik ve spordur.

The bank pays high interest on savings.

Banka tasarruflara yüksek faiz ödüyor.

He has a controlling interest in the company.

Şirkette kontrol hissesine sahip.

bir ilgi ((in sth.)) (bir şeye) ilgi duymak She has a great interest in history.

ilgi alanları ((çoğul)) hobiler My main interests are music and sport.

faiz ((on sth.)) (bir şey üzerine) faiz The bank pays high interest on savings.

Eş anlamlılar: merak, endişe, kâr, hisse

Latince 'arada olmak, fark yaratmak, önemli olmak' anlamına gelen 'interesse' kelimesinden gelir.

Sizinle bir nesne 'arasında' (inter-) olan ve bir bağlantı oluşturan şeyi düşünün. Para için, bir kredinin başlangıcı ve sonu 'arasında' gelen ekstra miktardır.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.