verb

interfere

müdahale etmek, karışmak, engel olmak

Don't interfere in matters that don't concern you.

Seni ilgilendirmeyen konulara karışma.

Fear can interfere with your performance.

Korku performansını etkileyebilir.

((bir şeye)) karışmak istenmediğiniz bir duruma dahil olmak. Please don't interfere in my personal affairs.

((bir şeyi)) engellemek bir şeyin etkili bir şekilde çalışmasını önlemek. The bad weather may interfere with the radio signal.

Eş anlamlılar: meddle, intervene, obstruct, hinder; Zıt anlamlılar: help, assist, facilitate

Eski Fransızca 's'entreférir' (birbirine vurmak) kelimesinden, 'entre-' (arasında) + 'férir' (vurmak).

İki kişinin arasına fiziksel olarak girip konuşmalarını 'vuran' veya kesen birini hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.