noun

intolerance

hoşgörüsüzlük, tahammülsüzlük, intolerans

We must fight against racial intolerance.

Irksal hoşgörüsüzlüğe karşı savaşmalıyız.

He has a lactose intolerance.

Onun laktoz intoleransı var.

((of/towards sb./sth.)) (birine/bir şeye karşı) hoşgörüsüzlük He showed intolerance towards other opinions.

Eş anlamlılar: bigotry, prejudice; Zıt anlamlılar: tolerance, open-mindedness.

'in-' (olumsuzluk) öneki + 'tolerance' (hoşgörü) kelimesinden. Kelimenin tam anlamı 'hoş görmemek'tir.

Parçalara ayırın: 'in-' (değil) + 'tolerance' (hoşgörü). Basitçe hoşgörünün zıttıdır.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.