adjective

invented

uydurma, hayal ürünü

The reason he gave was completely invented.

Verdiği sebep tamamen uydurmaydı.

It is an invented story, not a real one.

Bu gerçek değil, uydurma bir hikaye.

((...)) uydurulmuş veya hayal edilmiş; gerçek olmayan Verdiği sebep tamamen uydurmaydı.

Eş anlamlılar: fictitious (kurgusal), made-up (uydurma); Zıt anlamlılar: real (gerçek), factual (olgusal)

'to invent' (icat etmek) fiilinin geçmiş zaman ortacı.

Eğer bir hikaye 'uydurma' (invented) ise, bu, gerçekten olmadığı için birinin onu 'icat etmesi' (invent) gerektiği anlamına gelir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.