noun

anxiety

kaygı, endişe, arzu

He felt a wave of anxiety before the exam.

Sınavdan önce bir endişe dalgası hissetti.

Her anxiety to succeed was very strong.

Onun başarma arzusu çok güçlüydü.

((bir şey hakkında kaygı)) bir şey hakkında kaygı Geleceği hakkında kaygısı var.

((bir şey yapma arzusu)) bir şey yapma arzusu Memnun etme arzusu barizdi.

Eş anlamlılar: endişe, tasa, kuruntu; Zıt anlamlılar: sakinlik, huzur

Latince 'anxietas' (sıkıntı, kaygı) kelimesinden, 'anxius' (endişeli) kelimesinden türemiş, 'angere' (boğmak, sıkıntı vermek) ile ilgilidir.

'Angere' (boğmak) kökünü düşünün - kaygı, göğsünüzde boğucu veya sıkıştırıcı bir his gibi olabilir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.