adjective

isolated

izole, tenha, yalnız

He lives in an isolated cottage in the mountains.

Dağlarda izole bir kulübede yaşıyor.

She felt very isolated after moving to the new city.

Yeni şehre taşındıktan sonra kendini çok yalnız hissetti.

This was not an isolated incident.

Bu münferit bir olay değildi.

((izole bir yer)) ücra bir yer He lives in an isolated cottage in the mountains.

((izole hissetmek)) yalnız ve arkadaşsız hissetmek She felt very isolated after moving to the new city.

((münferit bir olay)) tek, ayrı bir olay This was not an isolated incident.

Eşanlamlılar: remote, secluded, solitary; Zıtanlamlılar: connected, central, sociable

'isolate' fiilinin geçmiş zaman ortacı, Latince 'insula' (ada) kelimesinden gelir.

Her şeyden uzakta, bir ada gibi olan bir yer düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.