noun

aphorism

aforizma, özdeyiş, vecize

His speech was full of memorable aphorisms.

Konuşması unutulmaz aforizmalarla doluydu.

‘Know thyself’ is a famous ancient aphorism.

‘Kendini bil’ ünlü bir antik aforizmadır.

((bir şey)) hakkında bir aforizma ((bir şey)) hakkında kısa, zekice bir söz He quoted an aphorism about the nature of time.

Eş anlamlılar: maksim, vecize, deyiş, atasözü

Yunanca 'aphorismos' (tanım) kelimesinden gelir, 'apo-' (den) + 'horizein' (sınırlamak) köklerinden oluşur.

Düşüncenin 'ufkunu' (horizon) tanımlayan kısa bir ifade olarak düşünün. Bir gerçeği özlü bir şekilde tanımlar.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.