adjective

laden

yüklü, dolu

The trees were laden with apples.

Ağaçlar elmalarla doluydu.

He arrived laden with gifts for everyone.

Herkes için hediyelerle yüklü bir şekilde geldi.

laden ((with sth.)) bir şey ile yüklü The table was laden with food.

Eş anlamlılar: loaded, burdened, weighed down

Eski İngilizce'deki 'to lade' (yüklemek) fiilinin geçmiş zaman ortacıdır ve 'load' ile aynı kökten gelir.

'Load' kelimesine benziyor. Bir şeyin bir şeyle 'yüklü' olduğunu düşünün, örneğin elmalarla yüklü bir ağaç.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.