adjective

late

geç, gecikmiş, merhum

Sorry I'm late.

Geç kaldığım için üzgünüm.

We had a late lunch.

Geç bir öğle yemeği yedik.

It was the late 1990s.

1990'ların sonuydu.

Her late husband was a doctor.

Merhum kocası doktordu.

((to be)) late ((for sth.)) bir şeye geç kalmak I was late for work.

late ((in sth.)) bir dönemin sonlarında It happened late in the day.

the late ((sb.)) merhum/merhume biri The late king was very popular.

Eş anlamlılar: gecikmiş, geç kalmış; Zıt anlamlılar: erken, dakik

Eski İngilizce'de 'yavaş, uyuşuk' anlamına gelen 'læt' kelimesinden gelir.

Bir saatin akrep ve yelkovanının çoktan geçmiş bir saati gösterdiğini hayal edin. Randevunuza 'late' (geç) kaldınız.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.