noun

latency

gecikme, gecikme süresi, latenz

The network has very low latency.

Ağın gecikmesi çok düşük.

High latency makes online gaming difficult.

Yüksek gecikme, çevrimiçi oyun oynamayı zorlaştırır.

There is a latency period before symptoms appear.

Belirtiler ortaya çıkmadan önce bir kuluçka dönemi vardır.

((high/low)) latency yüksek/düşük gecikme The system has low latency.

latency ((in sth.)) bir şeydeki gecikme We measured the latency in data transfer.

Eş anlamlılar: delay, lag, wait time (gecikme, bekleme süresi)

Latince 'latens' (gizli kalmış) kelimesinden gelir. '-ency' eki bir durumu veya niteliği belirtir.

'Latent' (gizli) olan bir şeyi düşünün. Gecikme, bir eylem ile etkisi arasındaki gizli zamandır.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.