verb

laying

koymak, sermek, yumurtlamak

She is laying the table for dinner.

Akşam yemeği için masayı hazırlıyor.

The hen is laying an egg.

Tavuk yumurtluyor.

They are laying a new carpet.

Yeni bir halı döşüyorlar.

((bir şeyi)) ((bir yere)) (bir şeyi) dikkatlice düz bir konuma koymak. She is laying the book on the table.

((kuş vb. için)) vücudundan yumurta çıkarmak. The chicken is laying an egg.

Eş anlamlılar: place, put, set; Not: 'lie' (uzanmak) ile karıştırmayın.

Eski İngilizce'deki 'lecgan' (yerleştirmek) kelimesinden gelir.

'Tavuk yumurtlar' (A hen lays an egg) cümlesini hatırlayın. 'lay' kelimesindeki 'a' harfi, 'lie' kelimesinden ayırmanıza yardımcı olabilir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.