noun

legacy

miras, vasiyetle bırakılan mal

She received a small legacy from her aunt.

Teyzesinden küçük bir miras aldı.

The artist left behind a legacy of great paintings.

Sanatçı arkasında harika tablolardan oluşan bir miras bıraktı.

The company is dealing with a legacy of bad decisions.

Şirket, kötü kararların mirasıyla uğraşıyor.

((a legacy)) bir miras Teyzesinden küçük bir miras aldı.

((a legacy of sth.)) bir şeyin mirası Sanatçı arkasında harika tablolardan oluşan bir miras bıraktı.

Eş anlamlılar: inheritance, bequest, heritage

Latince 'legare' kelimesinden gelir, 'vasiyetle bırakmak' anlamına gelir ve 'lex' (yasa) ile ilgilidir.

'Yasal' (legal) belgelerle aktarılan bir şeyi düşünün. Miras (legacy), yasal olarak (veya mecazi olarak) aktarılan şeydir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.