verb

lend

ödünç vermek, borç vermek, katmak

Can you lend me your pen?

Bana kalemini ödünç verebilir misin?

The bank agreed to lend him the money.

Banka ona parayı borç vermeyi kabul etti.

Her presence lends a certain charm to the event.

Onun varlığı etkinliğe belli bir çekicilik katıyor.

((sb.)) ((sth.)) (birine) (bir şeyi) ödünç vermek Can you lend me your pen?

((sth.)) ((to sb.)) (bir şeyi) (birine) ödünç vermek She lent her car to a friend.

((sth.)) ((to sth.)) (bir şeye) (bir özellik) katmak Her presence lends charm to the event.

Eş anlamlılar: loan, advance; Zıt anlamlılar: borrow

Eski İngilizce'de 'bir süreliğine vermek' anlamına gelen 'lǣnan' kelimesinden gelir.

'Lend' (ödünç vermek) ile 'borrow' (ödünç almak) arasındaki farkı unutmayın. 'Lend' birine bir şey verirken, 'borrow' birinden bir şey almaktır.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.