verb

lengthen

uzatmak, uzamak

She had to lengthen her skirt.

Eteğini uzatmak zorunda kaldı.

The days lengthen in spring.

İlkbaharda günler uzar.

((sth.)) (bir şeyi) uzatmak Eteğini uzatmak zorunda kaldı.

Eş anlamlılar: extend, prolong, stretch; Zıt anlamlılar: shorten, curtail

'length' (uzunluk) isminden ve 'yapmak' anlamına gelen '-en' fiil yapım ekinden türemiştir.

'-en' eki genellikle 'shorten' (kısaltmak), 'widen' (genişletmek) ve 'strengthen' (güçlendirmek) kelimelerinde olduğu gibi 'yapmak' veya 'olmak' anlamına gelir. Bir şeye 'uzunluk' eklediğinizi düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.