noun

lens

lens, mercek, objektif, bakış açısı

I need a new lens for my camera.

Fotoğraf makinem için yeni bir lense ihtiyacım var.

The lens of the eye focuses light.

Göz merceği ışığı odaklar.

She saw the problem through a different lens.

Sorunu farklı bir mercekten gördü.

bir ((kamera)) lensi kamera için bir cam Yeni bir kamera lensine ihtiyacım var.

((farklı)) bir mercekten farklı bir bakış açısıyla Sorunu farklı bir mercekten gördü.

Eş anlamlılar: eyepiece, objective (kamera için); perspective (mecazi)

Latince'de 'mercimek' anlamına gelen 'lens' kelimesinden gelir, çünkü bikonveks bir merceğin şekli mercimeğe benzer.

Bir merceğin şeklinin mercimeğe benzediğini unutmayın.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.