noun

lesson

ders, ibret

I have a piano lesson at four o'clock.

Saat dörtte piyano dersim var.

Let this be a lesson to you.

Bu sana ders olsun.

We are on lesson five in our textbook.

Ders kitabımızda beşinci dersteyiz.

((a lesson in sth.)) (bir konuda) ders I have a piano lesson at four o'clock.

((a lesson to sb.)) (birine) ibret, ders Let this be a lesson to you.

Eş anlamlılar: sınıf, öğretim, ahlak, ibret

Eski Fransızca 'leçon' kelimesinden, o da 'okuma' anlamına gelen Latince 'lectio'dan gelir. Başlangıçta ders, yüksek sesle okunan bir pasajdı.

'lessen' (azaltmak) ile karıştırmayın. 'lesson' öğrendiğiniz bir şeydir. İkisinde de 'less' var ama 'lesson'daki 'o' harfi anahtardır.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.