noun

lessons

dersler, öğretiler

I have piano lessons on Tuesdays.

Salı günleri piyano derslerim var.

He learned some important lessons from his mistake.

Yaptığı hatadan bazı önemli dersler çıkardı.

((bir konuda)) ders a lesson in history.

((bir şeyden)) ders çıkarmak to learn a lesson from (sth.). He learned a lesson from his failure.

Eş anlamlılar: class, instruction, teaching; Zıt anlamlılar: ignorance

Eski Fransızca 'leçon' (okuma) kelimesinden, o da Latince 'lectio' (okuma) kelimesinden gelir.

Bir 'lesson' (ders), bir konudaki kafa karışıklığınızı 'lessen' (azaltmalı).

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.