noun

lies

yalanlar

He told me a pack of lies.

Bana bir sürü yalan söyledi.

Her story was full of lies.

Onun hikayesi yalanlarla doluydu.

((sb.))'a yalan söylemek - Bana yalanlar söyledi.

bir yalan yumağı - Bütün hikayesi bir yalan yumağıydı.

Eş anlamlılar: falsehoods (yanlışlar), untruths (gerçek dışı şeyler); Zıt anlamlılar: truths (gerçekler)

Eski İngilizce'de 'yalan, yanlışlık' anlamına gelen 'lyge' kelimesinden türemiştir.

Yalan söylediğinde burnu uzayan Pinokyo'yu düşünün. 'Lies' onun söyledikleridir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.