noun

lifesaver

cankurtaran, hayat kurtarıcı

You're a real lifesaver for lending me the money.

Bana borç para verdiğin için gerçek bir cankurtaransın.

This little gadget is a real lifesaver.

Bu küçük alet gerçek bir hayat kurtarıcı.

bir cankurtaran sizi zor bir durumdan kurtaran bir şey veya biri That umbrella was a real lifesaver in the rain.

Eş anlamlılar: nimet, lütuf, hediye

'life' (hayat) ve 'saver' (kurtarıcı) kelimelerinin birleşimi. Kelimenin tam anlamıyla bir hayat kurtaran şey veya kimse.

Zor bir durumda birinin size bir can simidi (bir 'lifesaver') attığını hayal edin.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.