noun

lifetime

ömür, yaşam süresi, hayat boyu

It was the holiday of a lifetime.

Hayatımın tatiliydi.

The machine has a lifetime guarantee.

Makinenin ömür boyu garantisi var.

a lifetime of ((sth.)) bir ömür boyu ((sth.)) He had a lifetime of experience in sailing.

in ((sb.'s)) lifetime ((sb.))'nin hayatı boyunca This happened in my grandfather's lifetime.

Eş anlamlılar: lifespan, existence

Eski İngilizce 'līf' (hayat) + 'tīma' (zaman) kelimelerinden gelir. Kelimenin tam anlamıyla 'hayat zamanı'.

Bunu 'life' (hayat) ve 'time' (zaman) kelimelerinin birleşimi olarak düşünün - hayatınızdaki toplam zaman.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.