adjective

limited

sınırlı, kısıtlı, az

We have a limited amount of time.

Sınırlı miktarda zamanımız var.

This is a limited edition book.

Bu sınırlı sayıda üretilmiş bir kitap.

His knowledge of the subject is limited.

Konu hakkındaki bilgisi sınırlı.

limited ((to sth.)) (bir şey) ile sınırlı His knowledge is limited to this area.

a limited ((number/amount of sth.)) sınırlı sayıda/miktarda (bir şey) We have a limited number of tickets.

Eş anlamlılar: restricted, finite, confined; Zıt anlamlılar: unlimited, vast, endless

Latince 'sınır, limit' anlamına gelen 'limes' kelimesinden gelir. '-ed' eki, sıfat olarak kullanılan bir geçmiş zaman ortacı oluşturur.

Bir şeyin etrafına çizilmiş bir çizgi veya 'limit' hayal edin. İçindeki her şey 'sınırlıdır' (limited).

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.