noun

limits

sınırlar, limitler, hadler

You need to know your limits.

Sınırlarını bilmen gerekiyor.

There are limits to what we can do.

Yapabileceklerimizin sınırları var.

The city limits are clearly marked.

Şehir sınırları net bir şekilde işaretlenmiştir.

the ((limits of sth.)) (bir şeyin) sınırları The limits of my patience.

to set ((limits on sth.)) (bir şeye) sınırlar koymak We must set limits on spending.

within ((the limits of sth.)) (bir şeyin) sınırları içinde Please stay within the city limits.

Eş anlamlılar: boundaries, restrictions, confines

Latince 'sınır, hudut' anlamına gelen 'limes' kelimesinden gelir.

Yoldaki, hızınız için maksimum sınırı belirleyen bir 'hız limiti' tabelasını düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.