noun

line

çizgi, sıra, kuyruk, hat

Draw a straight line on the paper.

Kağıda düz bir çizgi çizin.

We had to wait in a long line.

Uzun bir sırada beklemek zorunda kaldık.

He forgot his lines in the play.

Oyundaki repliklerini unuttu.

The Northern line is very busy.

Northern hattı çok yoğun.

a line of ((sth.)) (bir şeyin) sırası There was a long line of cars.

in a line bir sırada Please stand in a line.

to draw a line bir çizgi çizmek He drew a line under the title.

Eş anlamlılar: işaret, sıra, kuyruk, sınır

Latince 'keten ipliği, bir çizgi' anlamına gelen 'linea' kelimesinden gelir.

Bir iplik 'çizgisi' hayal edin. Düz bir işaret, bir insan kuyruğu veya bir metin satırı olabilir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.