noun

livelihood

geçim, geçim kaynağı

Fishing is his main livelihood.

Balıkçılık onun ana geçim kaynağıdır.

Many people lost their livelihoods during the crisis.

Kriz sırasında birçok insan geçim kaynağını kaybetti.

((to earn one's ~)) geçimini sağlamak He earns his livelihood as a carpenter.

((to threaten sb's ~)) birinin geçimini tehdit etmek The new law threatens their livelihood.

Synonyms: living, income, occupation, subsistence

'live' (yaşamak) ve durum bildiren '-hood' ekinin birleşimidir.

Hayatınızı destekleyen iş, yani 'yaşamak' (live) için yaptığınız şey olarak düşünün.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.