adjective

living

yaşayan, canlı, geçim

He is one of the greatest living artists.

O, yaşayan en büyük sanatçılardan biridir.

What do you do for a living?

Geçimini sağlamak için ne iş yapıyorsun?

The cost of living is very high here.

Burada yaşam maliyeti çok yüksek.

((living)) + isim yaşayan O yaşayan bir efsanedir.

for a ((living)) geçimini sağlamak için Geçimini sağlamak için araba satıyor.

the cost of ((living)) yaşam maliyeti Yaşam maliyeti artıyor.

Eş anlamlılar (sıfat): alive, existing; (isim): livelihood, income

'to live' (yaşamak) fiilinin şimdiki zaman ortacından gelir.

Hayatta olma durumunu ('living things') veya hayatta kalmak için ne yaptığınızı ('make a living') ifade edebilir.

Bu sayfa öğrenme desteği amacıyla tasarlanmıştır. Lütfen resmi bir sözlük olarak değil, öğrenme referansı olarak kullanın.